Hikâye

Günahkâr bir adamın kerameti

Evliya menkıbeleri İslami kültürde en fazla okunan veya anlatılan hikaye türlerinden biri. Çoğu kez din büyüklerinin olağanüstü hayat ve kerametlerini konu edinen menkıbeler muhatabına esaslı, öğretici bir ders verir.
Peki ya günahkâr menkıbeleri? Böyle bir tür var mı? Eğer yoksa edebi hiçbir değeri olmayan bu hikayemiz bu türün ilk örneği olmaya aday. Biri mübarek diğeri günahkâr iki adamın yaşadıklarında keramet var mı yok mu? Takdir sizin.

Serhat ve Ahmet adındaki iki adam beraber bir iş yapmaya karar verdiler. Yapacakları iş için bir masaya ihtiyaçları vardı. En ucuzundan bir masa alma konusunda mutabık kaldılar. Masanın parasını Ahmet ödeyecek ancak masa kirası Serhat tarafından ödenen büroda duracaktı. 

Masayı alıp monte etmeye başladıklarında aralarındaki ilk analaşmazlık baş gösterdi. Ahmet masanın karton kutusunu yırtarak açmak istediğinde Serhat “Dur bir dakika” dedi. Masanın ambalajını dikkatlice açarak kartonu yırtmadan parçaları çıkarmaları gerektiğini, karton kutuların daha sonra işe yarayabileceğini, örneğin başka bir adrese taşınacak olurlarsa masayı söküp tekrar ambalajında taşıyabileceklerini söyledi. 

İstihza ile gülümseyen Ahmet içinden “cimri herif” diye geçirdi.  Ama bunu arkadaşına söylemedi. Serhat elindeki bıçakla masanın ambalaj kartonunu keserken Ahmet “Abi masa zaten adi ve bir kullanımlık. Bir daha söküp kurmaya değmez. Atar yenisini alırız. Çer çöp saklayarak bir yere varılmaz” dedi. “Allah cimri insanları sevmez” diye de ekledi.

Serhat hiç oralı olmadı. Özenle masanın parçalarını kartonlardan çıkardı. Tahtaların birbirine sürterek zarar vermemesi için aralara yerleştirilen kâğıt parçalarını tekrar kutulara koyarak bir kenera kaldırdı. 

Ahmet masanın montaj kitapçığını önüne aldı ve masayı kurmaya başladı. Kitapçığın ilgili sayfasını işi bitince kopartıp atıyordu. Serhat ise Ahmet’in kopartıp attığı sayfaları topluyor ve sıra ile yeniden birleştiriyordu. “Adam hasta resmen” dedi Ahmet içinden. 

Aradan bir iki gün geçti. İki adam aldıkları masada ilk toplantılarını yapıyordu. Çok geçmeden yine anlaşmazlık çıktı. Ahmet’in sabrı taşmıştı artık. Serhat’a “hasta olduğunu, kimsenin kendisi ile konuşmak bile istemediğini, insan ilişkilerinde sorunlu olduğunu, camianın tepki göstermesine rağmen kendisi ile alakasını kesmediğini, ancak sabrının da bir sonu olduğunu” bir bir anlatarak “Böyle olmayacak biz en iyisi yollarımızı ayıralım” dedi. 

Serhat hiç ikiletmedi. “Tamam! Masanı al ve git” dedi sadece. Masayı monte ettikleri alet edevat çantası daha oradaydı. Ahmet Hemen masayı sökmeye başladı. İçinden “Le havle” çekerek masayı sökerken “millet bu adamla görüşme diye çok söyledi ama ben tuttum bir de onunla iş yapmaya kalktım” diyordu. Burnundan soluyarak işini yaparken parçaları yeniden nasıl birleştireceğini hesaplıyor, acaba “masayı satın aldığım mağazaya geri verebilir miyim” diye düşünüyordu. Ne var ki  küçüklü büyüklü tahta parçalarını ve vidalama sırasını akılda tutmak zordu. Aklına dün yırtıp attığı montaj kitapçığı geldi. Serhat’a “bunun kitapçığı duruyor mu” diye sordu. Serhat cevap vermek yerine gülümseyerek kopartıldıktan sonra sırayla yeniden birleştirilmiş sayfaları uzattı. 

Ahmet son olarak söktüğü masayı omuzlayarak arabaya taşımak istedi. Gel gör ki kucağına aldığı  tahta parçaları kayarak yere düşüyordu. Gözü bir kaç gün önce Serhat’ın özenle açtığı karton kutuları aradı. Kutular bir kenarda öylece duruyordu. Masanın parçalarını dikkatlice iki karton kutuya yerleştirdi. Artık gitmeye hazırdı. 

Ahmet sırtladığı son karton kutuyu kapıdan çıkartırken Serhat ardından baktı. Bir şeyler söylemek istedi. Ama sustu. İstihza ile gülümse sırası ondaydı artık.

Serhat ile Ahmet’in yollarını ayırması yaşadıkları ortamda duyulmuştu elbette. Camianın ekseriyeti Ahmet’e “Biz sana çok söyledik, o fâsık herifle ilişkini kes diye. Ama sana laf anlatamadık. Neyse bir musibet bir nasihatten evladır” diyordu. Haklısınız dedi Ahmet “Rabbim iyi niyetime binaen beni yanlış bir ortaklığın kurbanı olmaktan korudu. Hatta böyle cimri ve cins bir herifin takıntılarını sebep yapıp beni zarasız ziyansız bu işten kurtardı” dedi. 

Ambalajı sağlam, tüm vidaları eksiksiz ve düzenli şekilde poşetlere konduğu için masayı satın aldığı yere geri verebilmişti Ahmet.

Fotoğraf: Ünal Bilir

Yorum yapın

error: Content is protected !!
Gizliliğe Genel Bakış

Bu web sitesi size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için bazı çerezler kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize geri döndüğünüzde sizi tanımak için kullanılır. Bu çerezler ayrıca web sitemizin hangi bölümlerini ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamak için ekibimize yardımcı olur.